Bir Filmden Fazlası: Cast Away

     

        Harika bloggerın harika okurları herkese yeniden hello diyorum. Sizlerle yeni bir film hakkında konuşacağım için çok keyifliyim. Filmin adı Cast Away (Yeni Hayat). Netflix'te karşıma çıktı. Tanıtım yazısını okur okumaz açıp izledim. Film tam anlamıyla çağımızın Robinson Crusoe'u.

        Filmde kahramanımız bir FedEx müdürü. Amerika-Rusya arası giden kargolardan sorumlu ve çok dakik biri. Vakit nakittir atasözü bir insan olsa bu amcamız olurmuş o derece. ABD'de sürekli kargo götürdüğü biri Rusya'ya kargo göndermek için bizim adamımıza veriyor. Sorun şu ki o uçak ABD'den Malezya'ya oradan Rusya'ya gidiyor. Koskoca FedEx işte bu kadar cimri. Uçuştan hemen önce sevgilisi, Chuck Roland'a (adamımızın adı bu evet) bir saat veriyor içinde kendi resminin bulunduğu. Neyse Chuck uçağa biniyor ve yolculuk başlıyor. Uçak Pasifik'te türbülansa giriyor ve rotadan da sapıyorlar (bence bermuda şeytan üçgeninde oldu bu orayla ilgili de soru işareti yaratmak istediklerini düşünüyorum). Uçak denize çakılıyor ve Chuck kurtulabiliyor ( koskoca Tom Hanks ölecek değil ya). 

        Gözünü bir adada açan arkadaşımız bir iki gün kendini yırtıyor bir yerlere sesini duyurabilmek için ancak nafile ki hayatta kalmak için aç karnını doyurabilmek için balık yengeç gibi şeyler tutmaya çalışıyor. Ateşi olmadığı için de hiçbir işe yaramıyor. Bu arada uçaktan gelen kargoları da açmıyor salak. En sonunda dayanamayıp açtığında buz pateni ağ olabilecek birkaç malzeme buluyor. Bir de Wilson marka voleybol topu. Açmadığı tek bir kargo var onu da saklıyor. Ateş hala büyük bir problem iken kibritleme yöntemi geliyor aklına. İki gün boyunca bir kıvılcım için uğraş veriyor elleri yara bere oluyor ve sonunda başarıyor. Balık tutarak yengeç yakalayarak her gece bir gün kavuşacağını umduğu sevgilisinin fotoğrafına bakarak uyuyor ve zaman atlaması oluyor. 4 sene. Evet tam tamına 4 sene. İlk başta baby face olan amcamız 4 yıl sonraki hali maymundan hallice tahmin edersiniz. Artık balık tutmada ustalaşmış adaya uyum sağlamış ancak umudu hala olan biri olmuş. Hala o kargoyu saklıyor sevgilisinin fotoğrafına bakarak uyuyor ayrıca kendine de bir dost bulmuş. O Wilson marka voleybol topuna kendi kanından yüz çiziyor ve kendine dost kabul ediyor. İlk başta ne kadar delirmiş görünse de insanoğlunun yalnızlığına bulmak istediği o çareyi bize gözümüz yaşlı biçimde anlatıyor. Bir gün sahilde bulduğu bir demir levha adadan ne kadar kurtulmak istediğini hatırlatıyor adeta.

        Hemen işe koyulup ağaçlardan kestiği dallarla ve o demir levha bir kayık yapıyor. Yaptıktan sonra en yakın arkadaşı Wilson ve o açmadığı kargosuyla adasından ayrılıyor modern Robinson. Ayrılırken koskoca 4 yılı acıları tecrübeleri geçiyor aklından bir bir. Aradan günler geçiyor ne bir ses ne bir nefes hiçbir şey yok derken bir fırtına çıkıyor. Batmıyor ancak uyandığı zaman bir bakıyor Wilson yok. Düşüp sürüklenmiş atlayıp yanına yüzmeye çalışıyor ama ona gitse kayığı gidecek. Mecbur bırakmak zorunda kalıyor biricik dostunu ama nasıl bir bırakmak?!Sorry Wilsonnn, i'm sorryyy ağlayarak vedalaşıyor ve ağlamaktan en sonunda uyuyakalıyor. Uyandığı zaman koskoca bir gemi yanında ve kurtuluyor. Tek malvarlığı olan o kargosuyla. 

       ABD'ye dönüyor ve sevgilisinin gelmesini bekliyor ancak hanımefendi evlenmiş çocuk bile yapmış. Ulan 4 yılda nasıl bu kadar unuttun da çocuk bile yaptın? Akşam Chuck şerefine parti veriliyor. Herkes gittikten sonra şöyle bir bakıyor etrafına. Çeşit çeşit yemekler, çakmak lambalar.. Halbuki o bunlar için neler vermezdi o adadayken şimdi tek tuşla ateş yanıyor tek tuşla ışık açılıyor. Çektiği onca çilede sonra bunlar biz izleyicilere cidden bi hayatı sorgulatıyor. 

        Birkaç saat sonra çıkıp eski sevgilisinin evine gidiyor o saati vermek için ancak duygusal anlar yaşanıyor ve ikisi de birlikte her şeyden kaçmak için arabaya biniyor. Ne yazık ki ikisi de bunun yaşanamayacağını çok iyi biliyorlar ve ayrılıyorlar. İçlerinde bir daha asla kavuşamayacakları o kırık özlemle.

        Biraz zaman sonra abimiz o adada bile açıp bakmadığı ne olursa olsun bırakmadığı kargoyu sahibinin evine bırakıyor bir notla. "Bu paket hayatımı kurtardı". Paketi bıraktıktan sonra bir dörtyol ağzında durup bekliyor duruyor düşünüyor? Şimdi ne yapmalı hangi yönde devam ettirmeli hayatını..?

        Film tam benim kafa yapıma uygun bir filmdi. Hayatta kalma ve insana sorgulattığı şeyler film için yeterince iyi izlenim bıraktı bende. Ayrıca Tom Hanks'in ilk izlediğim filmi oldu kendisi. Oyunculuyla hayran bırakan bu filmi izlerseniz sizlerle tartışmak isterim. Şimdilik benden bu kadar. Görüşmek üzere...

        Filmi izlerseniz size tebessüm ettirecek bir link bırakıyorum aşağıya
        https://www.youtube.com/watch?v=y0NOofGPemM

Yorumlar